Güzel ve Çirkin Masalı

Güzel ve Çirkin Masalı

Ağustos 26, 2021 0 Yazar: Ezgi E.

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; pireler berber, develer tellal iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken ülkenin birinde yaşan bir aile varmış. Bu ailenin durumu oldukça iyiymiş. Ailenin babası tüccarlık yaparmış ve üç tane de kızı varmış. Bu kızlardan ikisinin gözü hep yükseklerdeymiş. Herşeyin daha fazlasını ister hiç birşeyden mutlu olmazlarmış. Diğer kız ise çok alçak gönüllüymüş, iyi kalpli olan bu kızın adı Güzel’imiş. Her konuda babasına yardımcı olur ve evin geçiminde destek sağlarmış. Günün birinde bu tüccarın işleri bozulmuş ve bütün serveti ellerinden kayıp gitmiş.

İşlerini düzeltmek için çabalayan tüccar bir gün limana mal dolu bir geminin geleceğini duymuş ve uzak bir şehirde de olsa şansını denemeye karar vermiş. Baba evden ayrılmadan önce 3 kızına da gelirken ne getirmesini istediklerini sormuş. Fesat olan iki kardeş, parjüm, elbise, takı gibi bir çok şey istemiş. Güzel ise ” Ben en çok snein sağlıkla dönmeni istiyorum babacım, gelirken bir gül getirsen bana yeter” demiş. Baba işlerini yoluna koymak ve kızlarına istediklerini getirmek için yola koyulmuş. Çıktığı yol çok uzun bir yolmuş. Limana vardığını beklentisini karşılayamamış işleri daha kötü olmuş ve yola çıktığından daha fakir bir durumda kalarak eve dönmek için yola çıkmış. Yola çıktıktan uzunca bir süre sonra büyük bir fırtına çıkmış ve gemi alabora olmuş. Şans eseri kurtulan tüccar daha önce hiç görmediği bir yere sığınmaya karar vermiş. Kalenin içinde bir saray varmış ve saraya girmeye karar vermiş. Saraya girdiğinde güzel bir sofra görmüş ve etrafta kimseyi göremeyince oturup bütün yemekleri yemiş. Daha sonra odaları gezen tüccar bir odaya girmiş orada yatağın üstünde duran temiz kıyafetleri giyip güzel bir uyku çekmiş. Sabah uyandığında yine harika bir kahvaltı ile karşılaşmış ve artık gitmek için yola koyulmuş. Bahçeye indiğinde bir gül bahçesi olduğunu farketmiş ve Güzel kızın istediği gülü almak için bir gül koparmış. Gülü kopardığı an arkasında çok güçlü kolların onu tuttuğunu farketmiş. Tüccarı tutan kollar kalenin efendisiydiymiş ve yüzü adeta aslana benzeyen bir canavar gibiymiş.

-“Güllerimi toplamaya nasıl cüret edersin! Sana güzel bir akşam yemeği, yatacak bir yatak birde üstüne kahvaltı verdim. Daha fazlasını istemeye utanmıyor musun?” diye kükremiş Çirkin adam.

-“Özür dilerim efendim. Fırtınadan korunmak için kalenize sığındım ve harika gülleri görünce verdiğim söz aklıma geldi o yüzden bir tanesini kopardım. Lütfen beni affedin.” demiş tüccar.

-“Ne sözü? diye haykırdı çirkin adam.

-“Limana yaptığım uzun yolculuktan döndüğümde kızlarımdan birisine gül getireceğime söz vermiştim. O yüzden güllerden birisini koparmak zorunda kaldım.

-“Demek bir kızın var. Aslında seni cezalandırmalıydım ama bu cezaya karşı kızlarından birini buraya getir ve sonsuza kadar benim yanımda çalışsın böylelikle bende seni cezalandırmayacağım.” dedi adam.

Tüccar canını kurtarmak için teklifi kabul etti fakat yolda çok pişman oldu. Eve dönüp kızları ile vedalaşmayı ve daha sonra çirkin adama teslim olmayı düşündü. Eve vardığında kızlarına sarıldı ve sadece Güzel adında ki kıza getirebilidiği gülü verdi. Bu babalarını son görüşü olduğunu söyledi tüccar. Kızlar ne olduğunu anlamadı hikayeyi anlatması için babalarına baskı yaptılar. Adam olayı anlattıktan sonra Güzel adında ki kız “hepsi benim hatam, senden bu gülü getirmeni istemeseydim bu durumda olmazdın dedi.” Babası çirkin adamın evine geri dönemek için kalktığında Güzel babasına çok ısrar etti ve babası ile birlikte çirkin adamın yanına gittiler. Geldiklerini de çirkin kapıyı açtı ve “sözünü tuttuğunu görüyorum” dedi. Güzel kız içeri girdi çirkin, kızın babasının yüzüne kapıyı kapattı. Baba ne kadar kapıyı yumruklasada açan olmadı. Güzel çirkinin kalesinin içindeydi artık fakat babasının düşündüğünün aksine çirkin Güzel’e kötü davranmıyordu. Adam Güzel’e karşı çok ilgiliydi, ona sevgiyle yaklaştı, her zaman kızı düşünerek hareket etti ve bu sayede kızın kaleden ayrılmamasını sağladı. Her akşam çirkin Güzel’e hikayeler anlattı, kız adamı dinledi ve daha sonra odasına gitti. Her sabah kahvaltısını bile hazır bir şekilde bulurdu. Güzel çiçek dolu sera da dolaşmayı çok severdi ve Çirkin de ona eşlik ederdi. Kız Çirkin’in yanında olmasını severdi ve farketmeden onu sevmeye başlamıştı.

Güzel kız günlerinin bun kadar iyi geçmesine rağmen evini, kardeşlerini ve babasını çok özlemişti. Bir akşam Çirkin onun ağladığını ve gördü ve nedenini sordu. Ağlamasının nedenini öğrendiğind eona sihirli bir ayna verdi. B ayna sayesinde Güzel evini, babasını ve kız kardeşlerini görebiliyordu. Bir gün aynaya baktığında babasının iyi olmadığını gördü. Tüccar hastalanmıştı ve Güzel babasını yatakta hareketsiz bir şekilde görmüştü. Güzel kız çok çaresizdi ve Çirkin’e babasını son kez görmek istediğini söylemeye karar verdi. Aynadan babasını göstererek onun çok hasta olduğunu söyledi ve gitmek için izin istedi. Çirkin kıza izin verdi fakat bir hafta içinde dönmezse kırık bir kalpten öleceğini söyledi. Güzel geri geleceğine dair söz verdi ve eşyalarını toplayıp kaleden ayrıldı.

Güzel evine vardığında babasını sağ sağlim görmek büyük bir süpriz olmuştu. Kızının eve gelmesi tüccara moral olmuştu ve bir kaç gün içinde iyice toparlanmaya başlamıştı. Ve sonra ki günlerde babası daha da iyiye gittiği için kaleye dönmesi gerektiğini anlattı. Hasta tüccar kızının geri gitmesini istemedi. Hastalığının sebebini de kızının yanında olmamasından olduğunu anlattı. Fesat olan iki kardeş ise Güzel’in eve döndüğünde olan kıyafetlerini, eşyalarını kıskanmışlardı. Güzel’in lüks içinde yaşadığını anladılar ve dönememesi için ellerinden geleni yaptılar. Güzel biraz tereddüt etsede babasının iyi olduğuna sevinip onu yanlız bırakamadı. Bir gün geçti, sonra iki, sonra üç ve her seferinde babası, hastalığından giderek daha iyi olma bahanesiyle kızını yanında tutmayı başardı. Ama Çirkin Güzel’i gerçekten özlemeye başlamıştı. Güzel’de içten içe Çirkin’i özlemişti ve ona ne kadar iyi davrandığını farketmişti. Dönme sözünü tutmadığı için pişmanlık yaşamaya başlamıştı. O gece evden ayrılarak kaleye dönmeye karar verdi. Kaleye döndüğünde Güzel Çirkin’i acılar içerisinde yerde yatarken buldu. Ona sarıldı ve artık nefes almadığını farketti.

-“Geri döndüm Geri döndüm! sana geri döndüm! Çok uzun sürdüyse özür dilerim… ” dedi Güzel.

Çirkin gözlerini biraz açmayı başardı ve uzun uzun Güzel’e baktı. Güzel ağlayarak “Sana yardım etmek için ne yapabilirim” diye sordu. Çirkin iç çekerek “Bir öpücük… sadece son bir veda öpücüğü” dedi. Güzel Çirkine sarıldı ve ağlayark öptü. Çirkin adam birden titremeye başladı ve güzel bir adama dönüştü. Güzel şaşkınlık içerisinde adama baktı ve bunun nasıl olduğunu anlamadı. Bu çok büyük bir süprizdi. Güzel bunun nasıl olabileceğini sordu. Prense dönüşen çirkin adam onu kötü bir perinin kıskançlıktan çirkin bir adama dönüştüğünü anlattı. Ve o son öpücükle bu büyünün bozulduğunu söyledi. Güzel ve prens sıkıca sarıldı. Prense dönüşen çirkin adam sağlığına kavuştu ve hemen evlenmeye karar verdiler. Sonsuza dek mutlu yaşadılar.

Bu peri masaları bizlere sadece dış görünüş ile insanları yargılamamayı öğretir. Çirkin bir görünüşün altından altın kalpli bir insan çıkabilir.