
Kumaşçı Dükkanındaki Dantel Masalı
Temmuz 22, 2025Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde kalabalık, gürültülü ama bir o kadar da renkli bir şehirde, daracık sokakların köşesinde yer alan küçük ve şirin bir kumaşçı dükkânı varmış. Bu dükkân, dışarıdan bakıldığında sıradan görünse de içine adım atan herkes kendini bir renk ve desen cennetinin ortasında bulurmuş.
Dükkânın en dikkat çeken yeri ise vitrinmiş. Vitrinde sergilenen birbirinden güzel kumaşlar arasında en göz alıcı olanıysa inci beyazı renginde, kenarları ince ince işlenmiş, zarif mi zarif bir dantel ruloymuş. Bu dantel yıllardır vitrinde durur, gelen geçene gülümsermiş adeta. Ama her zaman yüzünde bir burukluk varmış. Çünkü o, sadece izlenmek değil; yaşamak, bir kıyafete dönüşmek, dış dünyayı görmek istermiş. “Ne güzel olurdu bir gelinliğe dönüşsem,” dermiş içinden. “Ya da belki bir balo elbisesinin yakasında boy göstersem. En azından rüzgârı hissetsem, insanların neşesini duysam…” Yanındaki kumaşlar bir bir alınıp gider, elbiseye, eteğe, gömleğe dönüşür, sonra tekrar yeni kumaşlar gelir, ama dantel hep orada kalırmış. Yıllar geçtikçe bu hayali daha da büyümüş içinde. Günlerden bir gün, dükkânın kapısı nazikçe açılmış. İçeriye, şehrin en ünlü terzisi girmiş. Gözleri vitrine takılmış takılmasına ama bir kumaş hemen dikkatini çekmiş: bizim zarif dantel rulo. “İşte bu!” demiş terzi heyecanla. “Aradığım malzeme tam da bu!” Dantel içten içe sevinmiş. “İşte! Hayalim gerçek oluyor!” demiş. O andan itibaren rulo halinden çıkarılmış, büyük bir özenle ölçülmüş, kesilmiş ve iğnelenmiş. Ardından, mor saten bir gece elbisesinin yakasına ve kol uçlarına dikkatlice işlenmiş. Dantel, elbise tamamlandığında kendini bir peri masalının içinde hissetmiş. Kumaşların fısıltılarını duymuş, terzinin iğnesinin nazik dokunuşlarını hissetmiş. “İşte şimdi yaşıyorum!” demiş. Derken büyük gece gelip çatmış. Elbisenin sahibi, şehrin en şık balosuna katılmış. Dantel, o gece ışıklar altında parıldamış. İnsanlar hayranlıkla bakmış. Ancak zaman geçtikçe ortamdaki sıcaklık artmış, danslar hızlanmış, insanlar kalabalıklaşmış. Dantel terlemeye, nemlenmeye başlamış. Ardından bir çocuk kazayla elbiseye çarpınca, sahibinin elindeki meyve suyu dantelin tam üzerine dökülmüş. Renginde solmalar, kenarlarında gevşemeler başlamış. Gece boyunca sık sık çekiştirilmiş, üzerine oturulmuş, saten kumaşla birlikte gerilmiş. “Bu muydu yani dışarıdaki hayat?” demiş kendi kendine. “Ben sadece gösterilmek istememiştim, gerçekten yaşamak istemiştim. Ama bu kadar yorucu olduğunu bilmiyordum.” Geceden sonra, elbise terziye geri getirilmiş. Dantel artık yorgun ve yıpranmışmış. Terzi, onu büyük bir özenle sökmüş. Ama tekrar kullanılabilecek halde olmadığını görünce başka bir fikir gelmiş aklına. Danteli dikkatlice temizlemiş, kenarlarını düzgünce kesmiş ve ince bir cam çerçevenin içine yerleştirmiş. Sonra kumaşçı dükkânının en görünür duvarına asmış. Artık dantel, vitrinden de yüksek bir yerde, herkesin görebileceği bir konumdaymış.

Gelen müşteriler ona hayran kalıyor, “Ne zarifmiş,” diyormuş. Ama dantel, artık sadece hayranlık beklemiyor, içten içe bir huzur duyuyormuş. “Ben artık ne olduğumu, nerede mutlu olduğumu biliyorum,” demiş sessizce. “Vitrin bana çok şey öğretmişti. Ama dışarısı, bana içimi öğretti.” Ve o günden sonra dantel, dışarı çıkmak isteyen her kumaşa sabırla bakar, “Vakti geldiğinde sen de anlarsın,” dermiş içinden. Ve masal da burada bitmiş. Ama dantelin iç sesi hâlâ o dükkânın duvarlarında yankılanırmış…
Daha fazla uzun masal okumak isterseniz Uzun Masallar kategorimizi inceleyebilirsiniz.


