Rüzgar’ın Öğüdü Masalı

Rüzgar’ın Öğüdü Masalı

Eylül 5, 2025 0 Yazar: Uyku Masalları

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde uzak dağların arasında gizlenmiş bir köy varmış. Bu köyde rengarenk çiçeklerle dolu geniş bir çayırın ortasında kocaman bir kulübe bulunurmuş. Kulübeyi Rüzgar adında yaşlı ama çok neşeli bir adam yapmış. Rüzgar amca hayvanları çok sever, özellikle de kuşlara ayrı bir düşkünlük beslerdi. Çevrede kanadı kırık, yuvasız veya aç kalan kuşları bulur, kulübesinin bahçesine getirir, onlara yem serper, yuvalar yaparmış. Bahçede onlarca kuş yaşarmış: serçeler, güvercinler, saka kuşları, hepsi bir arada şarkılar söyler, kanat çırpar, gün batınca yuvalarına çekilirlermiş. Çayır, kuş cıvıltılarından hiç eksik olmazmış.

Bir gün, minik serçe Limon’un yumurtasından pırıl pırıl tüyleri olan minicik bir yavru çıkmış. Annesi ona “Pırıltı” adını vermiş. Pırıltı çok sevimli, tatlı bir yavruymuş ama biraz da yaramazmış. Özellikle yüksek dallara konmayı çok severmiş. Henüz kanatları güçsüz olduğu halde sürekli uçmaya çalışır, en yüksek dala tırmanır gibi çıkıp “cik cik” diye bağırırmış. Annesi onu uyarırmış: “Pırıltı, daha çok küçüksün, kanatların güçlü değil. Yüksek dallara çıkma, düşersin, canın yanar!” Ama Pırıltı annesini hiç dinlemezmiş. Ne zaman annesi yem aramaya gitse, Pırıltı gizlice yuvasından çıkar, ağacın en tepesine doğru kanat çırpıp dururmuş. Başka kuş yavruları da onu görünce meraklanır, “Biz de denemek istiyoruz!” diye annelerine nazlanmaya başlamışlar. Bunun üzerine diğer anne kuşlar Rüzgar amcaya gidip şikayet etmişler: “Pırıltı hep yüksek dallara çıkıyor. Bizim yavrularımız da ona özeniyor. Başına kötü bir şey gelmesinden korkuyoruz.” Rüzgar amca, Pırıltı’nın annesiyle konuşmuş. Ama küçük kuş yaramazlıktan vazgeçmemiş. Bir gün yine gizlice uçmaya çalışırken kanadı takılmış, dengesi bozulmuş ve yere doğru düşmüş. Canı çok yanmış, kanadı incinmiş. Acı acı “cik cik” diye ağlamaya başlamış. O sırada bahçede olan Rüzgar amca koşmuş, minicik Pırıltı’yı dikkatle ellerinin içine almış. Onu hemen köyün veterinerine götürmüş. Veteriner teyze kanadına pansuman yapmış, sarıp sarmalamış. “Bu yavru birkaç hafta dinlenmeli, yuvasından çıkmamalı. Yoksa kanadı iyileşmez” demiş. Rüzgar amca onu yuvasına geri koymuş. Annesi başında durmuş, üzgün gözlerle yavrusuna bakmış: “Ah Pırıltı… Sözümü dinlemediğin için hem senin canın yandı hem benim yüreğim. Keşke uyarımı dikkate alsaydın.” Pırıltı çok pişman olmuş. Günlerce yuvasında dinlenirken diğer kuş yavruları çayırlarda oyun oynuyor, kanat çırpıp sevinçle şarkılar söylüyorlarmış. Arkadaşları da onu yalnız bırakmamış, sık sık ziyarete gelmişler. Ona parlak tüyler, en tatlı yemişlerden parçalar getirmişler. Bir gün güvercin yavrusu Mavi ona gülerek demiş: “Hemen iyileş de aramıza katıl Pırıltı. Ama bu kez yaramazlık yok, yüksek dallara çıkmadan bizimle uçmayı öğren!” Pırıltı başıyla onaylamış: “Söz veriyorum arkadaşlar. Bir daha annemin sözünü dinlemezlik etmeyeceğim. Kanadım acıdı, günlerce yuva dışına çıkamadım. Ben dersimi aldım.” Demiş.

Rüzgar’ın Öğüdü Masalı

Aradan günler geçmiş, Pırıltı’nın kanadı iyileşmiş. Bu kez uslu bir yavru kuş olmuş, annesinin her dediğini dinlemiş. Diğer yavru kuşlarla birlikte çayırda şarkılar söylemiş, mutlu mutlu yaşamışlar. Ve masal burada bitmiş.

Miniklerimizin ilgisini çekebilir;  Bilge ve Sihir Okulu Masalı

Daha fazla uzun masal okumak isterseniz Uzun Masallar kategorimizi inceleyebilirsiniz.