Kum Tepelerindeki Kaplumbağa Masalı

Kum Tepelerindeki Kaplumbağa Masalı

Ağustos 5, 2025 0 Yazar: Uyku Masalları

Bir varmış, bir yokmuş… Uzak diyarlarda, güneşin sıcacık sarısıyla parlayan büyük bir çölün kenarında, bir grup kaplumbağa yaşarmış. Bu kaplumbağalar her gün kumların arasında yürür, serin mağaralarında dinlenir ve güneş batınca birlikte uyurlarmış.

Bu kaplumbağalardan biri, henüz çok küçük ve oldukça meraklıymış. Adı Kivi’ymiş. Kivi, etrafında gördüğü her şeyi öğrenmek istermiş: rüzgar nereden gelir, yıldızlar neden parlar, kertenkeleler neden öyle hızlı koşar… Bir gün, güneş tepede ışıldarken Kivi ailesiyle birlikte gölge altında dinleniyormuş. Tam o sırada Kivi, uzaklarda dalgalanan bir kum tepesi fark etmiş. “Orada ne var acaba?” diye düşünmüş. Hemen annesine dönüp sormuş: “Anne, kum tepesinin arkasında ne var? Gidip bakabilir miyim?” “Hayır Kivicim, orası çok uzak. Sen daha küçüksün, hem yoldan çıkarsan geri dönemezsin. Birlikte gittiğimizde bakarız olur mu?” Demiş. Kivi, başını sallamış ama aklı hâlâ o tepelerdeymiş. O gece herkes derin bir uykuya dalmışken, Kivi sessizce yuvasından çıkmış. Ay ışığı altında kumların arasından tıngır mıngır yürümeye başlamış. Kalbi heyecanla atıyormuş, çünkü ilk defa tek başına böyle bir yolculuğa çıkıyormuş. Ama çok geçmeden her yer birbirine benzemeye başlamış. Hangi taraftan geldiğini, hangi kum tepesine doğru gittiğini unutmuş. Gözlerinden yaşlar süzülmeye başlamış. “Annem nerede? Evim nerede? Ne yaptım ben! diye ağlamaya başlamış. Tam o sırada, yakındaki bir kaktüsün gölgesinden yaşlı bir ses duyulmuş: “Evlat, neden bu kadar üzgünsün?” Bu yaşlı ses, sakince gözlerini kırpan yaşlı bir bukalemuna aitmiş. Diliyle bir yaprağı çekerken Kivi’ye bakıyormuş. Kivi korkmuş ama yine de kibarca anlatmış: “Ben evimi bulamıyorum. Aileme haber vermeden yola çıktım. Şimdi kayboldum. Çok korkuyorum.” Yaşlı bukalemun başını sallamış: “Büyük meraklar küçük yürekleri bazen yorar evlat. Ama endişelenme, ben bu çevreyi iyi bilirim. Sana yardım ederim.” Bukalemun, Kivi’ye sırtında taşıdığı renkli taşları göstererek yönleri anlatmış. Sonra da birlikte yavaş yavaş Kivi’nin geldiği yönü takip etmeye başlamışlar. Bukalemun yolda Kivi’ye gölgelerde saklanmayı, iz bırakmadan yürümeyi ve gece serinliğinde nasıl dinlenileceğini öğretmiş. Bu arada annesi ve ailesi, sabah olduğunda Kivi’nin olmadığını fark etmiş. Her yere bakmışlar, seslenmişler ama iz bulamamışlar. Kalpleri kırık, gözleri yaşlı bir şekilde beklemeye başlamışlar. Bir süre sonra Kivi, yaşlı bukalemunla birlikte ufuktan görünüvermiş. Annesi onu görünce hemen koşarak yanına gitmiş. Kivi de annesine sarılıp ağlamaya başlamış: “Anneciğim, özür dilerim. Seni çok korkuttum. Bir daha asla izinsiz gitmeyeceğim.” Annesi de onu sevgiyle sarmış: “Önemli olan seni sağ salim görmek yavrum. Ama unutma, her merakın zamanı vardır. Bazen büyümeyi beklemek gerekir.” Kivi de kafasını sallamış ve dönerken bukalemuna dönüp şöyle demiş: “Beni koruduğun ve eve getirdiğin için çok teşekkür ederim. Sayende çok şey öğrendim.” Yaşlı bukalemun gülümsemiş:” Yolda öğrendiklerin, vardığın yer kadar önemlidir evlat. Şimdi ailene sıkı sıkı sarıl ve biraz dinlen.”

Kum Tepelerindeki Kaplumbağa Masalı

O günden sonra Kivi, ailesine her zaman haber vermeden bir yere gitmemeyi öğrenmiş. Merak duygusunu kaybetmemiş ama sabretmeyi de öğrenmiş. Ailesiyle birlikte mutlu bir şekilde yaşamaya devam etmiş. Ve bu masal da burada bitmiş.

Miniklerimizin ilgisini çekebilir;  Bulut'un Tembellik Masalı

Daha fazla uzun masal okumak isterseniz Uzun Masallar kategorimizi inceleyebilirsiniz.