Minik Sincap ve Fındık Bahçesi Masalı

Minik Sincap ve Fındık Bahçesi Masalı

Eylül 30, 2025 0 Yazar: Ezgi E.

Bir köy evinin bahçesindeki fındıkları gizlice toplayan minik bir sincap, ailesi için yaptığı bu davranış yüzünden önce yanlış anlaşılır. Ancak küçük bir çocuğun merakı ve merhameti sayesinde herkes sevginin, paylaşmanın ve doğayla dost olmanın değerini öğrenir.


Bir varmış, bir yokmuş…Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, uzak diyarlarda, yüksek tepelerin yamacında, mis gibi kekik kokan bir köy varmış. Bu köyde, sarı boyalı, kırmızı kiremitli, pencerelerinde sardunyalar sarkan şirin bir ev bulunurmuş. Evde anne Zeynep, baba Ferit ve meraklı gözleri pırıl pırıl parlayan küçük çocukları Asya yaşarmış.

Asya’nın en sevdiği yer, evlerinin arka bahçesindeki fındık ağaçlarıymış. Her sonbahar geldiğinde ağaçlar fındıkla dolup taşar, Asya annesiyle birlikte sepetlere doldurur, sonra da onları sobanın yanında kırıp yemeyi çok severmiş. Fakat bu yıl bir tuhaflık olmuş. Daha fındıklar tam olgunlaşmadan dallar boşalmaya başlamış. Anne Zeynep, “Acaba bu yıl kuşlar bizim bahçeyi çok mu sevdi?” diye düşünürken, baba Ferit kaşlarını çatıp, “Belki de biri gizlice bahçeye giriyor,” diye söylenmiş. Günler geçtikçe sepetlere konacak fındık azalıyor, yere düşen boş kabuklar çoğalıyormuş. Bir sabah, anne Zeynep pencereden dışarı bakarken minicik, kahverengi tüylü bir şeyin ağacın gövdesinden hızla aşağı indiğini görmüş. “İşte orada!” diye seslenmiş. Asya ve babası koşarak pencereye gelmişler. Küçücük bir sincap, minik pençeleriyle bir fındığı kavrayıp çitlerin arasından kaybolmuş. “Demek hırsız buymuş,” demiş baba Ferit sert bir sesle. “Tüm fındıkları alıp gitmiş.” Ertesi sabah, aile bahçedeki tüm fındıkları toplamaya karar vermiş. Sepetler dolusu fındığı evin içine taşımışlar ki bir tane bile kalmasın. “Bakalım şimdi ne yapacak,” demiş baba. Fakat Asya’nın içi rahat etmemiş. O minik sincabın telaşlı hali gözlerinin önünden gitmiyormuş. “Acaba neden fındıkları alıyor?” diye düşünmüş. Merakına yenik düşüp ertesi sabah erkenden bahçeye çıkmış ve çitlerin arasına doğru sessizce yürümüş. Sincabın izini sürerek köyün arka tarafındaki küçük meşe ormanına kadar gitmiş. Orada, kuru dallarla örülmüş bir yuvaya yaklaşınca gözlerine inanamamış. Minik sincap yalnız değilmiş! Yuvanın içinde iki tane minicik yavru, gözleri kapalı halde annelerini bekliyormuş. Anne sincap da aceleyle yuvasına fındık taşıyormuş. Asya’nın kalbi yumuşamış. “O fındıkları çalmıyor… Ailesini doyurmak için topluyor,” diye fısıldamış kendi kendine. Koşarak eve dönmüş ve her şeyi annesine ve babasına anlatmış. Başta inanmasalar da Asya onları ormana götürmüş. Yavruları görünce anne Zeynep’in gözleri dolmuş, baba Ferit de başını eğmiş. “Biz ne yaptık böyle…” demiş üzgün bir sesle. “O minicik yavrular aç kaldıysa?”

Minik Sincap ve Fındık Bahçesi Masalı

O günden sonra her şey değişmiş. Baba Ferit bahçenin köşesine bir tahta kutu koyup içine kuru otlar ve ceviz kabukları yerleştirmiş. Bu, sincaplar için özel bir yuva olmuş. Anne Zeynep her sabah birkaç avuç fındık bırakmayı alışkanlık haline getirmiş. Ve en çok sevinen Asya olmuş. Her gün gizlice yuva çevresine gidip anne sincabın yavrularıyla oynayışını, onlara fındık getirmesini izlemek Asya’nın en büyük mutluluğu olmuş. Köydeki diğer çocuklar da bu hikayeyi duyunca bahçelerine gelen kuşlara yem serpmeye, kirpiler için küçük sığınaklar yapmaya başlamış. Çünkü artık hepsi anlamıştı ki doğada paylaştıkça çoğalırdı sevgi, yardım ettikçe büyürdü dostluk. Ve minik sincap ailesi, o köy evinin bahçesinde her yıl çoğalarak mutlu mesut yaşamaya devam etmiş.

Miniklerimizin ilgisini çekebilir;  Kıskanç Taç'ın Masalı

Daha fazla uzun masal okumak isterseniz Uzun Masallar kategorimizi inceleyebilirsiniz.