
Kum Tepesindeki Kaktüs Masalı
Ağustos 3, 2025Çorak bir vadide yaşayan yalnız bir kaktüs olan Zino, gökyüzünü ve yıldızları çok merak eder. Geceleri yıldızlarla konuştuğunu hayal eder ve bir gün onları daha yakından görmek için yüksek dağlara gitmeye karar verir. Zorlu bir yolculuktan sonra hayalinin peşinden gitmenin değerini öğrenir.
Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde Güneşin kavurduğu kurak bir vadide, toprak renginde taşlarla kaplı geniş bir ovada tek başına yaşayan küçük bir kaktüs varmış. Bu kaktüsün adı Zino’ymuş. Zino, diğer kaktüsler gibi dikenli, yeşil ve sessiz değilmiş. Onun içi hayallerle doluymuş. Özellikle de gökyüzü ve yıldızlar ile ilgili…
Her gece, güneş battıktan sonra yukarıya bakar, binlerce yıldızı hayranlıkla izler ve içinden şöyle dermiş: “Bir gün mutlaka yıldızlara daha yakın olacağım!” Yanındaki taşlar, böcekler ve kurumuş otlar hep aynı şeyi söylermiş: “Zino, sen bir kaktüssün. Köklerin toprağa bağlı. Yıldızlara yaklaşmak senin için mümkün değil!” Ama Zino onlara kulak asmazmış. Çünkü onun yüreğinde çok özel bir şey varmış: umut. Bir sabah, güneş daha yeni doğarken, Zino içinden gelen sesi dinlemiş ve karar vermiş. “Yıldızlara en yakın yer dağlardır! Oraya gideceğim!” Köklerini yavaş yavaş topraktan çıkarmış. Sert zeminde ağır ağır ilerlemeye başlamış. Yol boyunca birçok şeyle karşılaşmış: yırtıcı kuşlar gölgesinde korkuyla beklemiş, çölde ani çıkan bir fırtına yüzünden dikenlerinden birkaçını kaybetmiş. Ama vazgeçmemiş. Geceleri üşümüş, gündüzleri terlemiş. Ama hep içinden şu cümleyi tekrarlamış: “Yıldızlar beni bekliyor…” Uzun yürüyüşün sonunda, Zino, yüksek bir dağın eteğine ulaşmış. Dağın yamacında dinlenirken bir kartalla karşılaşmış. Kartal, yavaşça süzülerek onun yanına konmuş: “Burada ne işin var, küçük kaktüs?” Diye sormuş. “Yıldızlara daha yakın olmak istiyorum. Bu yüzden bu dağa tırmanacağım,” demiş Zino. Kartal başını sallamış. “Hayal kurmak güzel ama senin yerin burası değil. Dağlarda hava çok soğuk, güneş az. Toprak bile başka. Köklerin buna dayanamaz. Bazen bazı yerler bize göre değildir.” Zino üzülmüş ama kararlıymış. “Belki haklısın ama denemek istiyorum. Eğer denemezsem hep içimde kalacak.” Kartal, Zino’ya kanatlarını açarak saygıyla selam vermiş ve uçup gitmiş. Zino yavaş yavaş dağa tırmanmaya başlamış. Günlerce, taşların arasından, rüzgâra direne direne zirveye kadar ulaşmış. En sonunda bulutların hemen altına gelmiş. Ve orada durmuş. Gerçekten de yıldızlar daha yakın gibiymiş! Gece olduğunda gökyüzü pırıl pırıl parlıyormuş. Ama zaman geçtikçe Zino fark etmiş ki bu yükseklikteki soğuk hava, az güneş ve sert rüzgârlar onu zorluyormuş. Toprak da farklıymış, kökleri beslenemiyormuş. Yavaş yavaş solmaya başlamış. Zino başını gökyüzüne kaldırmış ve gülümsemiş: “Sizinle burada olmak çok güzeldi… Ama artık dönmeliyim.” Dinlenip biraz güç toplayan Zino, geldiği yolu geri dönmeye başlamış. Daha da yavaş ilerlemiş ama sonunda eski yerine ulaşmış. Kum tepesine geri döndüğünde çevresindekiler ona şaşkınlıkla bakmış: “Sen gerçekten gittin mi?” diye sormuş. “Gittim. Ve ne öğrendim biliyor musunuz?” “Her hayal yerinde güzeldir. Ama deneyip görmek her şeyden kıymetlidir.”

O günden sonra Zino, yıldızlara belki dokunamamış ama gökyüzüne bakarken içi çok daha huzurluymuş. Çünkü artık bir hayalini gerçekleştirmiş ve kalbinde bir boşluk kalmamış. Ve Zino’nun bulunduğu yerin adı yıllar sonra “Yıldız Tepesi” olmuş. Her gece başkaları da Zino gibi yıldızlara bakarak hayal kurarmış.
Daha fazla uzun masal okumak isterseniz Uzun Masallar kategorimizi inceleyebilirsiniz.


