
Mürekkep Balığı Mino’nun Masalı
Nisan 12, 2025“Denizin derinliklerinde yaşayan küçük mürekkep balığı Mino, yeryüzünü ve gökyüzünü çok merak eder. Yüzeye çıkma hayali onu, hiç bilmediği ama çok eğlenceli bir dünyanın içine çeker.”
Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, denizlerin derinliklerinde, mercanlarla çevrili bir kısımda yaşayan Mino, adında sevimli bir mürekkep balığı yaşarmış. Mino, yavru bir balıkmış, oyun oynamayı, deniz kabuğu toplamayı, yosunların arasında saklanmayı çok severmiş. Her gün saatlerce yüzer, akşam saatinde eve gelirmiş. Ama Mino, artık aynı yerlerde gezdiği için çok sıkılmış ve yeni yerler keşfetmek istiyormuş. Keşfetmek istediği yer ise “denizin yüzeyi”imiş.
Mino’nun denizin yüzeyini çok merak ettiği için, soruları da hiç eksik olmazmış. Anne ve baba balığa her gün “Yukarı da ne var? Bu süzülen ışık neren geliyor? Gökyüzünü daha önce hiç gördünüz mü? Peki gökyüzü ne renk? Diye bir çok soru sorarmış. Mino, ne zaman denizin derinliklerine süzen bir ışık görse, ışığın geldiği yere doğru yüzer ama bir süre sonra geri dönermiş. Çünkü suyun ailesi her zaman “Suyun yüzeyi tehlikeli” dermiş. Bu yüzden Mino , yüzeye çıkmaya cesaret edemezmiş. Fakat Mino, büyüdükçe daha meraklı hale gelmiş. Bir sabah yüzerken, yaşlı köpekbalığı ile karşılaşmış. Yaşlı köpekbalığı, artık yüzmekte zorlanıyormuş ama yaşadığı anılar sayesinde hala gözleri ışıl ışıl parlıyormuş. Mino “Merhaba” demiş. Köpekbalığı “Merhaba Mino nasılsın?” diye sormuş. Mino iyi olduğunu söylemiş ama merakına yenik düşüp, denizin yüzeyi hakkında sorular sormaya başlamış. Yaşlı köpekbalığı, derin bir nefes alarak anlatmaya başlamış. “Ah Minocuğum, denizin yüzeyi, ışıkla doludur. Gökyüzü, dalgalarla dostluk yapar. Kuşlar uçar, güneş tenini ısıtır. Ama her yer gibi orası da dikkatli olunması gereken bir yerdir. Bizim yerimiz denizin derinlikleridir bu yüzden yüzeye yaklaşmamalıyız” demiş. Mino duyduklarından daha çok etkilenmiş “Ben orayı görmek istiyorum. Belki sonra geri dönerim ama bir kez olsun gökyüzünü kendi gözlerimle görmeliyim.” demiş. Köpekbalığı hafifçe gülümseyerek “O halde dikkatli ol Mino. Ve unutma, gerçek güzellik sadece görmekte değil, paylaşmakta saklıdır.” demiş. Küçük balık, artık cesaretini tamamen toplamış. Ertesi sabah hazırlıklarını tamamlayıp erkenden yola çıkmış. Yukarı doğru yavaş yavaş, emin kulaçlarla yüzmeye başlamış. Bir süre sonra, derinlikteki mavi, yerini açık turkuaz tonlarına bırakmaya başlamış. Su, her adımda daha aydınlık hale geliyormuş, Mino daha da heyecanlanmış. Sonunda yüzeye ulaşmış. Gözlerini kocaman açmış, sanki güneş gökyüzünde gülümsüyormuş. Dalgalar usulca kıyıya vuruyor, rüzgâr hafif hafif esiyormuş. Gökyüzü gerçekten masmaviymiş! Mino’nun kalbi sevinçle çarpmaya başlamış. “Ne kadar güzel bir yer!” diye içinden geçirmiş. Mino, şaşkınlıkla etrafı izlerken, yanına bir martı konmuş. “Hey! Sen de kimsin böyle?” diye şaşkınlıkla sormuş. Mino, martı görünce çok heyecanlanmış, gülümseyerek kendisini tanıtmış. Daha sonra martı da kendisini tanıtmış. İkili hemen arkadaş olmuş. Martı, Mino’ya gökyüzünden, denizi nasıl gördüğünü anlatmış “Her şey minik minik görünüyor yukarıdan. Ama çok güzel. Senin rengin bile ışıkta pırıl pırıl parlıyor!” demiş. Mino da arkadaşına denizin altındaki hayattan bahsetmiş. “Mercanlar renk renk. Balıklar sabah dans eder gibi hareket eder. Ve deniz kabuklarıyla yaptığımız oyunlar hiç bitmez.” demiş.

İki arkadaş o gün boyunca sohbet ettmişler. Mino gökyüzünü, Pamuk denizin sırlarını öğrenmiş. Güneş yavaş yavaş batmaya başlamış, böylelikle Mino’nun eve dönme zamanı gelmiş. Martı, ona veda ederken “Seninle tanışmak çok güzeldi. Gökyüzü senin gibi cesur bir dostla tanıştığı için çok şanslı,” demiş. Mino denizin derinliklerine geri döndüğünde herkesin onu merakla beklediğini görmüş. Tüm balıklar “Gökyüzü nasıl bir yer?” diye sorular sormaya başlamış. Mino, gözleri parlayarak anlatmaya başlamış. Ama yalnızca gördüklerini değil, öğrendiklerini de anlatmış. Son olarak “Dünya çok büyük bir yermiş arkadaşlar, biz, birbirimizi tanıdıkça daha da büyüyoruz. Gökyüzüyle deniz kardeş gibi. Farklı olabiliriz ama dost da olabiliriz.” demiş. O günden sonra Mino, sadece kendi dünyasını değil, başkalarının dünyasını da öğrenmenin güzelliğini anlatan hikâyeler anlatmaya başlamış. Yüzeye çıkmanın ötesinde, keşfetmenin, paylaşmanın ve dostluk kurmanın değerini öğrenmiş. Ve denizin altında, bir mürekkep balığı sayesinde, herkes artık gökyüzünü daha çok merak eder olmuş. Bu masal da burada bitmiş.
Daha fazla uzun masal okumak isterseniz Uzun Masallar kategorimizi inceleyebilirsiniz.



çok beğendim