
Dağ Kasabasındaki Yaz Tatili Hikayesi
Temmuz 29, 2025Yaren, okulların kapanmasıyla birlikte büyükannesi ve dedesinin yaşadığı dağ kasabasına tatile gider. Orada keçi çobanı olan Alaz adında bir çocukla tanışır. Doğayla iç içe geçirdikleri bu yaz, ikisi için de unutulmaz olur.
Bir zamanlar büyük bir şehirde yaşayan Yaren adında meraklı, enerjik ve güleryüzlü bir kız varmış. Bütün kış boyunca okula gitmiş, derslerine çalışmış, kar yağarken bile tatil hayali kurmuş. Yazın gelişiyle birlikte içindeki heyecan da her gün biraz daha büyümüş.
Okulların kapanmasına bir hafta kala defterlerini süslemeye, tatil planları yapmaya başlamış. Son ders zili çaldığında hemen annesinin yanına koşmuş: “Anne ne zaman gidiyoruz büyükanneme? Hadi hemen gidelim!” Demiş Annesi gülümseyerek, “Biraz sabret tatlım, üç gün sonra yola çıkıyoruz,” demiş. Bu üç gün Yaren’e üç yıl gibi gelmiş. Günleri valiz hazırlayarak, büyükannesine götüreceği küçük hediyeleri seçerek ve köyde yapacağı şeyleri hayal ederek geçirmiş. Nihayet sabah olmuş, babası arabayı hazırlamış ve uzun, kıvrımlı yollar boyunca ilerlemişler. Dağ kasabasına vardıklarında, yeşil çam ormanları arasındaki taş evler Yaren’in kalbini ısıtmış. Kapıda onu bekleyen büyükannesi ve dedesi gözyaşlarıyla sarılmışlar küçük kıza. Evleri küçük ama sıcacıkmış. Bahçede renk renk çiçekler, taze domatesler, mis gibi kokan naneler varmış. Ertesi sabah horoz sesleriyle uyanan Yaren, pencereden baktığında uzak tepelerde keçileri güden bir çocuk görmüş. Kahvaltıdan sonra merakı ağır basan Yaren, büyükannesine “Büyükanne orada ki çocuk kim?” diye sormuş. Büyükannesi gülerek, “O Alaz. Mahallenin keçi çobanıdır. Çok akıllıdır, doğayı çok sever,” demiş. Yaren ayakkabılarını giyip, ormanın içindeki patikadan yukarı tırmanmış. Alaz, keçilerine sesleniyor, arada bir çoban düdüğünü üflüyormuş. Yaren yaklaşınca Alaz gülümsemiş: “Merhaba, sen yeni mi geldin?” Diye sormuş. Yaren başını sallamış: “Ben Yaren. Büyükannemle kalıyorum. Keçilerin çok sevimliymiş!” İşte o gün dostluklarının başladığı gün olmuş. Alaz ona keçileri nasıl çağırdığını, hangi otları yedirdiklerini anlatmış. Hatta bir keçiye isim bile vermişler: “Pamuk.” Pamuk, Yaren’in peşinden ayrılmaz olmuş. Birlikte çiçek toplamış, küçük taşlardan su yolları yapmış, kuru dallardan minik köprüler kurmuşlar. Alaz, dere kenarında gizli bir mağara göstermiş. İçine girince taşlara vuran su sesi yankı yapıyormuş. Yaren gözlerini kapatıp dinlemiş: “Burası çok sihirli gibi,” demiş. Büyükannesi her gün onlara gözleme, ayran ve taze kirazlar hazırlamış. Dedesi ise onlara yıldızları göstermiş, gökyüzündeki takımyıldızlarını öğretmiş. Alaz ve Yaren, gece olunca battaniyeye sarınıp verandada hikâyeler anlatmışlar. Bir gün Alaz, birlikte bir kuş evi yapmayı önermiş. Yaren çok sevinmiş. Dedesinden birkaç tahta parçası alıp, çekiç ve çiviyle rengârenk bir kuş yuvası yapmışlar. Yaren eve döndüğünde bu anı hiç unutmamak için günlüğüne uzun uzun yazmış.

Zaman o kadar çabuk geçmiş ki, ayrılık günü gelip çatmış. Yaren biraz hüzünlüymüş ama aynı zamanda mutlulukla doluymuş. Alaz, ona kendi oyduğu küçük bir çoban düdüğünü hediye etmiş. Üzerine Yaren’in ismini yazmış. Yaren gözlerini doldurarak Alaz’a sarılmış: “Seneye yine geleceğim. O zaman sana kendi yaptığım bir şey getireceğim. Söz!” Demiş ve vedalaşmış. Arabaya binerken Pamuk onlara bakmış, Alaz el sallamış. Dağlar arkasında kalmış ama Yaren’in kalbinde bir ömürlük yer edinmiş. O yaz sadece bir tatil değil, hayat boyu sürecek bir dostluğun başlangıcı olmuş. Bu hikayede burada bitmiş.
Daha faza hikaye okumak isterseniz Hikayeler kategorimizi inceleyebilirsiniz.


