
Rengini Kaybeden Boya Kutusunun Masalı
Aralık 7, 2025Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde kasabanın birinde, kırmızı penceleri, sarı kapısı, turuncu renge boyanmış duvarları olan bir okul varmış. Okulun bu kadar renkli olması bütün öğrencileri mutlu edermiş. Hepsi okula büyük bi mutlulukla gelirmiş.
Renkli Okul da bir çok sınıf varmış ama bir sınıf varmış ki okulun en renkli sınıfıymış. Bu sınıfın ayrı bir özelliği daha varmış, bütün öğrencilerin çok sevdiği süslü boya kutusu o sınıftaymış. Öğrenciler bu boya kutusuna “Süslü” ismini vermişler. Süslü sıradan bir boya kutusu değilmiş; duyguları hisseden ve onları renklerine yansıtan sihirli bir kutuymuş. Her sabah öğretmen sınıfa girdiğinde Süslü rengarenk ışıldar, kırmızı parlak bir gülüşle, mavi sakin bir selamla çocukları karşılarmış. Çocuklar da onu çok sever, resim dersini sabırsızlıkla beklerlermiş. Çünkü Süslü, çocuklar mutlu oldukça daha da renklenir, neşeden kıvılcımlar saçarmış. Ama bir gün her şey değişmiş… Sınıfta iki yakın arkadaş, Eylül ve Okan, küçük bir resim yarışması yüzünden tartışmışlar. Eylül, Okan’ın resmini yanlışlıkla boyadığını düşünmüş; Okan ise bunun bir kaza olduğunu söylemiş. Ancak ikisi de birbirini dinlememiş, seslerini yükseltmişler. Arkadaşları araya girmeye çalışsa da sınıfın içinde hızlıca büyüyen bir gerginlik oluşmuş. Aynı anda Süslü den hafif bir tıkırtı sesi gelmiş. Kimse başta fark etmemiş ama masanın üzerindeki boya kutusu birden solmaya başlamış. Parlak kırmızısı matlaşmış, mavi tonu sanki bulutlu bir gökyüzüne dönmüş, sarısı neredeyse görünmez olmuş. Öğretmen durumu fark edince şaşkınlıkla sormuş: “Çocuklar bir dakika susar mısınız? Süslü’ye neler oluyor böyle?” Demiş panikle. Öğrenciler yaklaşmış. Eylül büyük bir endişeyle kutuyu eline almış. “Süslü… Sanki renklerini kaybediyor!” demiş telaşlı bir şekilde. Okan hemen yanına gelmiş. “Gerçekten de solmuş… Acaba neden?” diye sormuş. Tam o sırada öğretmen gülümseyerek açıklamış: “Çocuklar, sanırım Süslü, duyguları hisseden bir boya kutusu. Siz tartıştıkça, birbirinizi kırdıkça renklerini kaybetti. Çünkü renkler uyumdan, anlayıştan ve sevgiden beslenir.” Bu sözler sınıfta bir anda sessizlik yaratmış. Eylül ve Okan birbirlerine bakmışlar ama hala ne diyeceklerini bilemiyorlarmış. O gün resim dersi biraz hüzünlü geçmiş. Ertesi gün ise daha da ilginç bir şey olmuş. Sabah sınıfa girildiğinde Süslü’nün sadece üç rengi kalmış: solmuş bir pembe, çok açık bir yeşil ve güçsüz bir kahverengi. Çocuklar, boya kutularının böyle görünmesine çok üzülmüşler. Öğretmen, sınıfın ortasına bir sandalye çekmiş ve konuşmaya başlamış “Çocuklar, Süslü’nün kaybolan renklerini geri getirmek istiyorsanız, önce kendi renklerimizi tanımalıyız. Yani duygularımızı.” Sonra tahta üzerine büyük bir kalp çizmiş. İçine “mutlu”, “kızgın”, “kırgın”, “şaşkın”, “heyecanlı”, “utangaç” gibi kelimeler yazmış. Herkes bir duygusunu söyleyebilir mi?” diye sormuş. Öğrenciler sırayla konuşmuş: “Ben dün kırgın hissettim.” “Ben sabah çok heyecanlıydım.” “Ben de biraz endişelendim.” Derken sıra Eylül ve Okan’a gelmiş. Eylül derin bir nefes alıp konuşmuş: “Dün çok kızgındım… Çünkü resmime kıymet verilmediğini düşündüm.” Okan ona bakmış ve “Ben de çok üzülmüştüm. Çünkü seni kırmak istemedim. Sadece kazaydı.” demiş. Sınıftaki herkes sessizce onları dinlemiş. Okan’ın bu sözleri üzerine Eylül başını eğmiş. “Özür dilerim Okan.” “Ben de senden özür dilerim Eylül.”

Barıştıkları anda sınıfta bir ışık parlamış. Herkes dönüp Süslü’ye bakmış. Kutunun üzerindeki solmuş renkler yavaş yavaş canlanmaya başlamış. Önce kırmızı geri dönmüş, sonra mavi gülümseyerek parlamış, ardından sarı ışıl ışıl kutuyu aydınlatmış. Çocuklar heyecanla sevinmişler: “Süslü iyileşiyor!” “Bakın! Mor bile geri geliyor!” Süslü artık eskisinden bile daha parlakmış. Sanki tüm renkleri bir arada dans ediyormuş. Öğretmen, öğrencilerine gururla bakmış. “Demek ki çözüm, duygularınızı saklamak ya da bağırmak değil… Onları doğru şekilde ifade etmekmiş.” O günden sonra sınıfta küçük tartışmalar olsa bile herkes önce duygusunu anlatır, karşısındakini dinler, sonra birlikte çözüm bulurmuş. Süslü ise her barışıldığında hafifçe ışıldar, sanki mutluluğunu çocuklarla paylaşırmış. Ve böylece, bir boya kutusundan öğrenilen bu küçük ama değerli ders, sınıfın her gününe renk katmış. Masal da burada bitmiş.
Daha fazla uzun masal okumak isterseniz Uzun Masallar kategorimizi inceleyebilirsiniz. Okurken keyif almanız ve bu masalı beğenmeniz bizim için büyük bir mutluluk olacaktır.


